Cumartesi, Ağustos 28, 2010

Çokomalimim

Tanıştığımız günü dün gibi hatırlıyorum diyebilmeyi çok istediğim, ama hatırlayamadığım üç kişiden biridir o.. Aynı zamanda bu üç kişi, en sevdiğim üç kişidir de.. Arkadaş değil, kardeş kategorisine dahildirler.. Üçünü de eşit seviyor olmama rağmen, onun başka özellikleri vardır ki diğer herkesin arasından sıyrılmasını sağlar benim için.. Neresinden başlayacağımı bilemediğim bu hikaye çok özel bir günle başlamalı anlatılmaya..

***

Bir gün işe gittiğimde ofiste bekliyordu.. Bana bir sürprizi olduğunu söyledi, elinde üzerine delikler açılmış bir kutuyla, masanın arkasına bir şey arıyor gibi bakınarak.. Sonra duvarın dibinde yerde yürüyen minicik şeyi alıp tanıştırdı bizi, "Rıfkı".. Kendisine bir gonzales almıştı ve bana da bir tane almıştı hazır oradayken.. O günü hiç unutmayacağımı ben biliyorum, o bilmiyor.. ama az sonra herkesle birlikte kendisi de öğrenecek.. O gün benim hayatımda ilk defa sebepsiz bir hediye aldığım gündür.. Daha fazla uzatıp o günün özelliğini kaybetmesine göz yummayacağım şimdi.. Bilmeniz gereken tek şey şu ki, o, "Sadece o anda aklında yer edinebildiğiniz için size bir canlı hediye edebilen"dir..


Evlerimiz yakındı uzunca bir zaman için ve herşey çok güzeldi o zamanlar.. Gecenin üçünde keyifli olduğum (olduğu) için, ya da keyifsiz olduğum (olduğu) için kapısını çalabiliyordum.. Bazen sadece yeğenimi (Brownie) sevebilmek için gittiğim yerdi orası, bazen sadece diğerlerinden uzaklaşmak için.. Kendimi güvende hissettiğim çok az yerden biriydi onun evi, o orada olduğu için.. Kendi evimde ağladığımı bildiği için üşenmeyip gelir, beni yataktan çıkarıp kendi evine götürür ve oyalardı çocuğu gibi.. Onun için yemek yapmayı severdim, benim için yemek yapmasını da severdim.. Yediğim en iyi kanlı parmağı (salçalı sosis) pişiren kişidir de aynı zamanda.. Şimdi eskisi kadar yakın değil evlerimiz, ama inanıyorum ki biz hala öyleyiz.. Yalnız kaldığımda, ya da kalamadığımda, gece müzik dinlerken, burada olsa da, olmasa da hala dertleşiyorum onunla.. Ailemin duvarlarla sohbet ettiğimi sanıyor olması önemli değil, bilmiyorlar orada onun olduğunu.. Bilmiyordu bunu yaptığımı, belki hissetmiyordu da, ama okuyacak herkesten çok daha iyi anlayacağı kesin.. (yazar kıkırdıyordu bu son satırları yazarken.) Kısacası, yakın ya da uzak olması fark etmez, çünkü o daima "Kronik komşu"m olarak kalacak..


Hiç gitmek istemediği bir yere bile, ben tek başıma gitmekten korkuyorum diye gelebilendir o.. Pek çok yerde, pek çok partide dans ettim onunla.. Herşey bir yana da, dans edebilendir o, dans ettirendir aynı zamanda.. Bazılarında migren kisvesi altında ne badireler atlatıldığını biliyorum.. Hala bazen çilekli kokusu geliyor burnuma migren ilacının.. "Ne yapıyor acaba bu ara, iyi mi?" diye sık sık anıyorum ismini.. Diğerlerinin kelimenin tam manasıyla yalnız kalabilmesine hep imrenmişimdir ve bu konuda beni anlayabilecek tek tanıdığımdır o.. En korkutucu sanrılarımla dalga geçebileceğim kişidir ve bu şakaların aslında pek de şakayla ilgisi olmadığını en iyi bilendir.. Bu konuyu da çok uzatmayacağım.. "Aslında normal olan bizleriz, onlar deli" diyebileceğim kişidir o..


Anlatabileceğim çok şey var onunla ilgili, ama daha fazlasını paylaşmak istediğimden pek de emin değilim.. "Mim" diye çağıranlar da vardır onu, "Mali" diye de.. Ama onu tanıyan herkes bilir ki, "Çokomel"dir o aslında.. (Bu son cümleyi yazarken de kıkırdamış olabilir yazar, kimbilir..)


Doğum günün tekrar kutlu olsun... İyi ki de doğmuşsun!

İyi ki varsın... İyi ki dostum olmuşsun!

2 yorum:

Pacavra Terbiyecisi dedi ki...

3kulüvallabielham okumak kisvesi altında kikirdeyerek gece yarı uykulu o ne lan demiştim.

Alenen tekrar sızdım o uyanışımın arkasından ama gel gör ki üç başlı ornitorenklerin saldırısına uğradım rüyamda. Haliyle 3 gündür uykusuz beni sabahın 8inde dikti ayağa.

Ulan diyorum birşey için uyanmış gibiyim de neydi o ama ben ki neyden neye yürümüşüm de nerelere gelmişim. Çok zorlandım ama oldu ki neler, sonunda hatırladım ve okudum da bak son 2 cümledir nevrimin dönmesini sağladın.

Seviyorum seni, musakkayla cacık yer gibi. Sana limitsiz konuşurum kadın, yeri geldiğinde yan çekyatta, yeri geldiğinde kendi halimde. Yaparım, yaptım, yine yapacağım.

Öef, menemen gibi karıştım. Çok teşekkür ederim, ya da teşekkür değil başka birşeyler etmem lazım ama kelimeler kıyafetsiz kalıyor, yeterince şık giydiremiyorum.

öpücük balığı... dedi ki...

biliyordum yeniden uykuya daldığını.. ama aslında sevindim bile, az olsun uyku olsun ama değil mi şekerim? :))
ayrıcana ben de seni seviyorum.. şekil 1a'da da görüldüğü üzere.. :)